Erkek Ve Kadın Manzaraları/Aşağıda ki yazıda hiçbir kurum, kuruluş, kişi kastedilmemiştir.Hiç kimse boşuna alıngalık yapmasın
- Ah bu şarkıların gözü kör olsun!
Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim?
Arkadan; seviyorum hem de çok, ölürüm sana…
Sonra; git… Ardından; Gitme duuur ne olursunnn.
Ne erkeklerle, ne erkeksiz... Hem; yanıyorum arzularınla, hem: kahrolsun erkekler.
Bu ne yaman çelişki annem…
Bir erkek olsun; yakışıklı olsun, duygusal olsun, romantik olsun, cömerrrtt olsun ama birazda sert olsun, bana sahip çıksın… O her ne demekse!
Şu demek efendim: benim faturalarımı ödesin, hatta aileminkini de ödese hiç fena olmaz yani… Bana güven versin, ben moral bozukluğundan gidip, onun kredi kartıyla terapi yaptığım zaman ‘iyi yaptın canım nasılsın şimdi? Bu konuda bana güven ve istediğin zaman terapi yapabilirsin’ desin.
Bana sahip çıksın; çünkü ben kadın başıma kendime sahip çıkamam, kurda kuşa yem olurum maazallah… Ya tüm bunları başka bir sahip çıkıcı üstlenirse? Beni kaybedeeerr…
Bana sahip çıksın: hayat yükümü hafifletsin, bazen benim yerime ama benim gibi düşünsün, bazen benim yapacaklarımı benim yerime yapsın ve tüm bunları yaparken de beni sevsin, sakın aldatmasın oyarım valla (zaten elimi sallasam ellisi benim gibi kadını bulmuşta…)
Düşünüyorum da… Bazen haksızlık ediyorum galiba?
Aslında, o bana sahip çıkmasını biliyor, mesela; rahat işe gidip geleyim diye hediye ettiği araba beni ne kadar çok düşündüğünü göstermiyor mu?
Canım benim yaaa, nankör müyüm ne…(yaş günümde alacağı evin garajı var mı acaba?)
Nee evlenelim mi dedin sen?
Seviyorum ben bu adamı yaaaa, ne önemi var nohut oda, bakla sofa, aşk olsun yeter ki aşşşk… Tamam, evlenelim canım.
Bak kocacım; sana adımın arkasına soyadını ekleme şerefi verdim ya, zaten belediye de onayladı, artık benim(malım)sin. Senin olan ne varsa benim, benim olan ne varsa benim… Sen beni her halimle seversin, evet biraz kilo aldım ama olsun, sen beni yine seversin.
Çalışmasam diyorum artık, bebek yapsakkkk…
Tatlım yetişemiyorum, çocuk, ev, sen… Kolay mı sanıyorsun, evet bu aralar kuaföre de gidemedim, saçlarım, ellerim, ayaklarım, kaşlarım ondan bu durumda…
Ne yapiiim su içsem yarıyor…
—Sen neden bugün bu kadar şıksın bakiiim?
— Neden telefonun sürekli sessizde ve neden sürekli cebinde? Hatta tuvalete bile onunla gidiyorsun?
— Ne kokuyorsun sen, yeni mi bu parfüm?
—Bu neeeee? ‘Dudak izi desenli gömlek mi?’ Yuh artık yaniiii…
— Boşanalım; seninle evlendim çünkü bana sahip çıkacak birini istiyordum… İstiyorum.
Yeniden başlamam lazım, eskiden taptığımı, taşlamam lazım. Yeni bir aşk, yeni bir iş, yine gülecek bir neden lazım, kendime yeni bir ben lazım. (Sertap’ın bu durumda ki kadınlar için söylediği trübün şarkı).
Dedim ya ah bu şarkıların gözü kör olsun:))
NERO
NERO
Arkadan; seviyorum hem de çok, ölürüm sana…
Sonra; git… Ardından; Gitme duuur ne olursunnn.
Ne erkeklerle, ne erkeksiz... Hem; yanıyorum arzularınla, hem: kahrolsun erkekler.
Bu ne yaman çelişki annem…
Bir erkek olsun; yakışıklı olsun, duygusal olsun, romantik olsun, cömerrrtt olsun ama birazda sert olsun, bana sahip çıksın… O her ne demekse!
Şu demek efendim: benim faturalarımı ödesin, hatta aileminkini de ödese hiç fena olmaz yani… Bana güven versin, ben moral bozukluğundan gidip, onun kredi kartıyla terapi yaptığım zaman ‘iyi yaptın canım nasılsın şimdi? Bu konuda bana güven ve istediğin zaman terapi yapabilirsin’ desin.
Bana sahip çıksın; çünkü ben kadın başıma kendime sahip çıkamam, kurda kuşa yem olurum maazallah… Ya tüm bunları başka bir sahip çıkıcı üstlenirse? Beni kaybedeeerr…
Bana sahip çıksın: hayat yükümü hafifletsin, bazen benim yerime ama benim gibi düşünsün, bazen benim yapacaklarımı benim yerime yapsın ve tüm bunları yaparken de beni sevsin, sakın aldatmasın oyarım valla (zaten elimi sallasam ellisi benim gibi kadını bulmuşta…)
Düşünüyorum da… Bazen haksızlık ediyorum galiba?
Aslında, o bana sahip çıkmasını biliyor, mesela; rahat işe gidip geleyim diye hediye ettiği araba beni ne kadar çok düşündüğünü göstermiyor mu?
Canım benim yaaa, nankör müyüm ne…(yaş günümde alacağı evin garajı var mı acaba?)
Nee evlenelim mi dedin sen?
Seviyorum ben bu adamı yaaaa, ne önemi var nohut oda, bakla sofa, aşk olsun yeter ki aşşşk… Tamam, evlenelim canım.
Bak kocacım; sana adımın arkasına soyadını ekleme şerefi verdim ya, zaten belediye de onayladı, artık benim(malım)sin. Senin olan ne varsa benim, benim olan ne varsa benim… Sen beni her halimle seversin, evet biraz kilo aldım ama olsun, sen beni yine seversin.
Çalışmasam diyorum artık, bebek yapsakkkk…
Tatlım yetişemiyorum, çocuk, ev, sen… Kolay mı sanıyorsun, evet bu aralar kuaföre de gidemedim, saçlarım, ellerim, ayaklarım, kaşlarım ondan bu durumda…
Ne yapiiim su içsem yarıyor…
—Sen neden bugün bu kadar şıksın bakiiim?
— Neden telefonun sürekli sessizde ve neden sürekli cebinde? Hatta tuvalete bile onunla gidiyorsun?
— Ne kokuyorsun sen, yeni mi bu parfüm?
—Bu neeeee? ‘Dudak izi desenli gömlek mi?’ Yuh artık yaniiii…
— Boşanalım; seninle evlendim çünkü bana sahip çıkacak birini istiyordum… İstiyorum.
Yeniden başlamam lazım, eskiden taptığımı, taşlamam lazım. Yeni bir aşk, yeni bir iş, yine gülecek bir neden lazım, kendime yeni bir ben lazım. (Sertap’ın bu durumda ki kadınlar için söylediği trübün şarkı).
Dedim ya ah bu şarkıların gözü kör olsun:))
NERO
NERO

